Menü
Ana Menü
Ana Sayfa
Makaleler
İletişim
PREMATÜRE BEBEKLERDE EN SIK KARŞILAŞILAN SORUNLAR

RESPİRATUAR DİSTRES SENDROMU

Solunum problemlerinden en önemlisi ve en çok karşılaşılanı Respiratuar Distres Sendromu  (RDS) 'dir. RDS görülme sıklığı gebelik yaşı ile ters orantılıdır. RDS; akciğerlerde surfaktan dediğimiz maddenin yetersiz olmasına bağlı olarak yeterli solunumu sağlayamaması ile karakterize bir hastalıktır. İlk saatlerde inleme ve solunum sıkıntısı ile ortaya çıkar. Bu amaçla bebeğe mekanik ventilatör denilen bir cihazla solunum desteği yaptırılması gerekmekte ve gerekli durumlarda  akciğerlerine eksik olan surfaktan maddesi verilerek tedavi edilmektedir. En gelişmiş ülkelerde bile RDS’den ölüm riski yüksektir. Surfaktan tedavisi ile RDS’e bağlı ölümler ve hava kaçakları (akciğer ya da kalp zarları içine akciğerden hava girmesi ) ancak yarı yarıya azalmaktadır. RDS tedavi edilmezse bebek oksijensiz kalarak beyinde ve diğer hayati organlarda kalıcı zedelenmeler olabilir. Bebek solunum ve kalp yetmezliğinden kaybedilebilir.

 

 

APNE

Prematüre bebeklerde sık görülen diğer bir solunum problemi de apne dediğimiz 15 sn’den daha uzun süreli solunum durmasıdır. Beyindeki solunum merkezinin tam olgunlaşmamasından ve göğüs kafesi kaslarının kuvvetsizliğinden meydana gelmektedir. 5 saniyeden daha kısa ve kendiliğinden düzelen solunum durmaları fizyolojiktir. Çoğunlukla bebek büyüdükçe kendiliğinden düzelir fakat bu sorun bebek taburcu olduktan sonrada devam edebilir. Evde 10 saniyeden daha uzun süren solunum duraklaması ve bebeğin dudaklarında morarma, halsizlik ve solukluk gelişirse  uyarı verilmeli ve hemen doktora başvurulmalıdır.

PATENT DUKTUS ARTERİOZUS

Bebek anne karnındayken akciğerlerindeki basınç yüksek olduğundan sağ kalpten akciğerlere gönderilen kan duktus arteriosuz denen bağlantı ile akciğerlere geçer. Bu kanalın doğumdan hemen sonra kapanması gerekir. Prematüriteye, oksijensizliğe ve yapısal bozukluğa bağlı olarak kapanmayabilir. Kapanmadığı durumlarda solunum sıkıntısı ve dolaşım bozukluğu ortaya çıkar. Açıklığın büyüklüğü ile orantılı olarak bebeğin akciğerlerine çok fazla kan gideceğinden bebekte ciddi solunum sıkıntısı ve kan oksijen düzeyinde azalmanın en başta olduğu klinik tablo gelişir. Tanısı klinik bulguları ve ekokardiyografi denilen bir çeşit ultrasonografi yöntemi ile konur. Bu tetkikin bebeğe bir zararı yoktur. Kapanmadığı durumda ilaçla tedavi yapılır. İlaçların trombositlerde düşme, sindirim sisteminde kanama ve nekrotizan enterokolit denen barsak hastalığı, böbrekişlevlerinde bozulma, idrar çıkışında ve beyin kan akımında azalma gibi yan etkileri olabilir. Tedavi verilmediği takdirde PDA’a bağlı olarak solunum sorunları kötüleşebilir, kalp yetmezliği gelişebilir. Bazı hastalarda tedavi sonuç vermezse cerrahi girişimle kapatılır.

NEKROTİZAN ENTEROKOLİT

Prematürelerin sindirim sistemleri tam olarak gelişmediğinden, beslenmeye başladıktan kısa bir süre sonra nekrotizan enterokolit denen barsak rahatsızlığı gelişebilir. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde izlenen bebeklerin yaklaşık %10’unda gelişebilmektedir. Neden geliştiği tam olarak bilinmemekle birlikte, tek bir nedene bağlı olmadığı, erken doğuma bağlı sindirim sisteminin tam gelişmemesi yanında; doğum öncesi ya da sırasında oksijensiz kalma, kalp ve akciğer hastalıkları nedeniyle oksijensiz kalma yine bu hastalıklar nedeniyle kan basıncının düşmesi sonucu barsakların kanlanmasının bozulması, kan değerlerinin aşırı yüksek olması,  ve barsaklarda bakteri ve viruslerin çoğalması gibi faktörlerin hastalığa yol açtığı kabul edilmektedir. Bu durumda bebekte safralı kusma, karın şişliği ve beslenme intolereansı gelişir. İleri evresinde cerrahi müdahalede gerekebilmektedir. Bu durumda beslenme hemen kesilir ve damar yolu ile beslenmeye geçilir. Çoğu iyileşse de bazen cerrahi müdahale gerekebilir.

PREMATÜRE RETİNOPATİSİ (ROP)

Prematürelik retinopatisi; düşük mdoğum ağırlıklı ya da erken doğan bebeklerde gözdeki retina tabakasında bulunan damarların gelişimi tamamlanmadan doğuma bağlı olarak ortaya çıkan anormal damar gelişimi ile karakterize bir durumdur. Bazı olgularda tek başına prematüre doğmak yeterli bir risk faktörüdür. Kesin olmamakla birlikte aşırı oksijene maruz kalmak, anneye ait bazı komplikasyaonlar, solunum durmaları, kan gazı bozuklukları,kafa içi kanama, kansızlık, kan transfüzyonları, ve enfeksiyonlar ilave risk faktörleri olabilmektedir. Prematürelik retinopatisi sıkı takip altında tutulması gereken bir göz rahatsızlığıdır. Erken doğan bebeklerde hiçbir klinik bulgu vermeksizin de görülebilmektedir. Hastalığın ilk bulguları geç ortaya çıktığından başlangıç incelemesi 4-6 haftalar arasında yapılır.  Erken teshiş edildiğinde tedavisi olup, geç teshiste maalesef körlüğe neden olmaktadır. Retinopati 5 evrede gelişir. Evre 1 ve 2'de % 80 oranında spontan gerileme olur. İleri evrelerde lazerle müdahale gerekir.  Göz muayeneleriniz bebeğinizin prematüreliğinden kaynaklanabilecek olası problemleri erken olarak saptamak ve gerekirse müdahale etmek için önemlidir. Doğumdan sonraki 4-6. haftalar arasında mutlaka ROP muayenesi yapılmalıdır. Göz muayenesi sırasında retinanın uygun olarak değerlendirilebilmesi amacıyla bebeğin göz bebeğini büyütücü göz damlaları damlatılmaktadır. Bu damlaların etkisi ile bazı bebeklerde solunum durması (apne), morarma, beslenme toleranssızlığı olabilmektedir. Bu muayenenin yapılmaması durumunda bebeğinizde retina damarlarında bir sorun olup olmadığı anlaşılamayacağı için zamanında tedavisi mümkün olmayacaktır. İleri evre hastalık zamanında tedavi edilmediği takdirde tam körlüğe neden olmaktadır. Bebeğin izlem planı ve tedavi gerektiren durumlarda bunun şekli ve sonuçları göz hastalıkları hekimi tarafından sizlere aktarılacaktır. Her göz muayenesine size hastaneden çıkışta verilmiş olan göz muayene formunuzla gitmeniz ve muayene bitiminde formu göz doktorunuza doldurtmanız önemli ve gereklidir. Prematüre bebeklerde göz muayenesi normal olsa bile adelosan dönemine kadar yıllık kontrol edilmesi gereklidir çünkü bu bebeklerde büyüdüklerinde kırma kusurları, göz tembelliği ve şaşılık görülebilir. Bebeğiniz taburcu olurken göz muayene izlemleri tamamlanmamışsa sizin için alınacak olan randevu tarihlerinde bebeğinizi göz muayenesi için kontrole getirmeniz gerekmektedir.

İNTRAKRANİYAL KANAMA

Yenidoğan bebeklerin doğum öncesi ve sırasındaki zorlanmalara bağlı olarak ya da erken doğan bebeklerde beyin damarlarının özelliği gereği kafa içi kanamaya yatkınlıkları söz konusudur. 32 haftadan önce doğan bebeklerde daha fazla olmak üzere prematüre bebeklerde görülen kafa içi kanamadır. %90’ı ilk 3 günde ortaya çıkar fakat %25-50’inde herhangi bir bulgu görülmeyebileceği gibi havale geçirme, solunum bozulmaları, kan basıncında değişiklikler veya ani ölüme yol açabilmektedir. Kraniyal ultrasonografi ile saptanır. Yenidoğan yoğun bakım servisinde izlenen bebekler yattıkları süre içinde haftalık olarak beyin ultrasonu ile kafa içi kanama açısından değerlendirilmektedir. Ultrasonografinin bebeğinizin beyine hiç bir yan etkisi yoktur. Kafa içi kanamlar ultrasonografşk olarak 4 evredir. Evre 1 ve 2‘de kanama genellikle kendiliğinden resorbe olur. Eşlik eden başka bulgular yoksa sekel olasılığı evre 3-4 kadar yüksek değildir. Vakaların % 10-15’inde ventrikül dediğimiz beyin boşluklarının genişlemesi ve hidrosefali gelişebilir. Bu bebeklere daha ileri tıbbi görüntüleme yöntemleri (tomografi, manyetik rezonans) uygulanabilmektedir. Kafa içi kanama saptanan bebekler baş çevresi artış hızı, havale geçirme durumu ve nörolojik muayene yapılarak izlenmekte ve havale geçirme durumu olduğu takdir dehavale durdurucu ve geçirmesini engelleyici ilaç tedavisi başlanmaktadır. Bu ilaçlara ait yan etkiler söz konusu olmakla birlikte bebeğin havale geçirmesi ölüme ya da ağır beyin hasarına yol açabileceği için bu yan etki göze alınmaktadır. Kafa içi kanaması ağır olan ve kanamanın beyin sıvı dolaşımını bozduğu hastalar beyin cerrahisi uzmanlarıyla değerlendirilerek gerekli olduğu takdirde beyinle karın boşluğu arasına şant takılması veya beyin boşluklarındaki fazla sıvının kapalı bir sistemle vucüt dışına alınması gibi cerrahi işlemler yapılabilmektedir. Bu nedenle riskli prematürelere ve özellikle 1500 gr.’ın altında olanlara deneyimli hizmet ekibi tarafından bakım verilmesi önem taşır.  Bu kanamalar ilerleyen yaşlarda spastik motor bozukluklara neden olabilir fakat komplike olmayan kanamalarda ve taburcu edilirken ultrason bulgusu normal olanlarda bunun görülme olasılığı oldukça düşüktür.

BRONKOPULMONER DİSPLAZİ (KRONİK AKCİĞER HASTALIĞI)

Prematüre bebekler 28 günlük olduğunda halen oksijen tedavisine gereksinim duyuyorsa ve akciğerlerinde radyolojik olarak da değişiklikler oluşmuşsa bu duruma bronkopulmoner displazi (BPD) yenidoğanın kronik akciğer hastalığı denir. Çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde %15-50 oranında görülür. 32-34 haftadan sonra doğanlarda nadirdir. Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı olanlar, uzun süre solunum cihazına bağlı kalanlar ve oksijen tedavisi alanlarda akciğer dokusunda ve hava yollarında zedelenme gelişerek BPD riski artar. Bu çocuklarda uzun süreli izlemde alt solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle yeniden hastaneye yatış, evde oksijen tedavisi gereksinimi, büyüme geriliği ve nörogelişimsel gerilik en önemli sorunlardır. BPD’i olan bebeklerin evde enfeksiyonlarda korunmaları ve sigara dumanına maruz kalmamaları gerekir. Kasım- Nisan ayları arasında ayda bir kez RSV enfeksiyonunu önleyen palivizumab adlı ilacın yapılması akciğer enfeksiyonlarını ve tekrar hastaneye yatışları önler.

İŞİTME SORUNLARI

Yenidoğan yoğun bakımdan taburcu olan her yüz bebekten 2 ya da 3'ünde işitme kaybı saptanmaktadır. Bunun nedenleri; beynin doğum sırasında oksijensiz kalması, yüksek sarılık düzeyi, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçların yan etkileri ve uzun süre ventilatör (solunum cihazı) tedavisine bağlı östaki borusunda fonksiyon bozukluğu gelişmesidir. Bu amaçla otoakustik emisyon testi denilen bir test ve gerekli hallerde beyin sapı işitsel yanıtlarının değerlendirilmesi gibi daha ileri işitme testleri yapılmaktadır. Bu testler sırasında bebekte herhangi bir zararlanma söz konusu değildir.Bebekte işitme kaybı hafif olsa bile konuşmada gecikmeye ve öğrenme problemlerine neden olabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi ile ve işitme cihazlarının kullanılmasıyla bu bebeklerde işitme kaybına bağlı konuşma ve öğrenme problemleri en aza indirilebilir.

NÖROLOJİK PROBLEMLER

Prematüre beklerde serebral palsi denen kalıcı fakat ilerleyici olmayan hareket bozukluğu) zihinsel gerilik, epilepsi veya öğrenme problemleri görülebilir. Doğum haftası ve kilosu düştükçe sorun görülme riski artar. Spastik serebral palsi en sık rastlanan hareket bozukluğu tipidir. Hamilelik sırasında gelişen enfeksiyonlar, kanama, çoğul gebelikler ya da doğum travmaları, zor doğum gibi nedenlerle olabileceği gibi doğum sonrası yaşanan problemler sonucu oluşabilir. Bebeğin ilk aylarda belirgin bulgusu olmamasına rağmen 1 yaşına doğru gelişimin geri olduğu, duruş ve hareketlerinin anormal olduğu fark edilir. Bu nedenle prematüre bebeklerin izlendikleri düzenli bir prematüre  ve nöroloji polikliniklerinin olması gereklidir. Erken tanı ile bu rahatsızlık fark edilip fizik tedavi programına alınmalıdır.

Prematüre bebeklerde ağır nörolojik bozukluk olmasa da ilerleyen yaşlarda %10-15 oranında okul başarısında düşüklük, davranış ve uyum problemleri ortaya çıkabilir. Ayrıca hafıza, konsantrasyon ve kordinasyon problemleri gelişebilir. Hastanemizde bu bebekler prematüre ve nöroloji poliklinikleri tarafından izlenmekte mutlaka hepsi fizik tedavi programına alınmakta ve özel gelişim testlerinin uygulandığı gelişimsel pediatri uzmanı tarafından takip edilmektedir.

Periventriküler lökomalazi ise beyin boşluklarını çevreleyen beyaz cevher denilen beyin dokusunun zedelenmesi olarak tanımlanabilir. Genel olarak erken doğuma bağlı olmakla birlikte, doğum öncesinde ve sonrasında beyin de oksijenlenme ve kanlanmanın bozukluğu ve anne karnında enfeksiyonlara maruz kalma sorumlu tutulmaktadır. Kesin tanısı doğumdan sonra en erken ikinci haftadan sonra yapılan beyin ultrasonografisinde bahsedilen bölgelerde kistik olabilen hasarın izlenmesi konur. Bilinen kesin bir tanısı yoktur. Sıklıkla spastik felçlere yol açtığı için erken dönemde fizik tedavi uygulanmaktadır.
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın